Bu konunun daha önce aklıma gelmemiş olmasına şaşmak gerek. Gerçi artık düşünmüş ve öğrenmiş birisi olarak bu konuda daha fazla mağdur olmayacağıma olan inancım gerçekleri yansıtamamış olsa da, yine de bilmek ve uygun davranmak yaşanan istenmeyen sonuçları elimde olduğunca azaltıyor. O zaman bu bildiklerimi sizinle paylaşmalıyım ki, iletişiminizi geliştirebilin ve etkileştiğiniz insanlara sizi anlamaları için daha fazla fırsat verin ve siz de karşı tarafı anlamak için daha fazla fırsata sahip olun.
Biliyorsunuzdur, cüzi bir ücret karşılığı her an bağlı olabileceğimiz internetin yaygınlaşması sayesinde insanlar hasret kaldıkları insanlarla çok ucuza (!) haberleşebilir oldular. Ama bence öyle değil. Bence, eskiden evde oturacağına gerekli ayarlamaları yapıp dışarı çıkacak olan insan, evde veya başka bir yerde elektronik alet başına geçip türlü anında mesajlaşma programlarını kullanarak konuştuğunda bir defa elinde iletişim kurmak (ki konuşmanın ilk amacı da bu olmalı yanılmıyorsam) için çok daha az alet var. Öncelikle aslında çoğu yüz-yüze ilişkide önemi hafife alınan dokunma-hissetme olgusu, araya elektronik aletler girdiğinde tamamen kalkıyor. Artık karşınızdakinin elinin sıcaklığını, tenini, kokusunu, sarılabileceğiniz veya sıvazlıyabileceğiniz düşünülürse üst vücudunu (torso), vücut dilinin önemli bir kısmını kaybediyorsunuz. Sonra eğer görüntülü iletişmiyorsanız, vücut dilinin tamamını, mimikleri, karşıdaki insanın dışa vurabileceği neredeyse tüm duyguları (ki bana inanın konuşma esnasında çok fazla olur), ilgi seviyesini, anlama düzeyini yani geribildirimi ebediyen tuvalete atıp ondan sonra da büyük tuşa basıyorsunuz ki altı litrelik su daha önceden kazandığı potansiyel enerji sayesinde istenmeyenleri istenmeyenler mekanına götürüyor. Tıpkı iri kıyım bir güvenlik görevlisinin birilerini enseden tutup dışarıya kadar "eşlik etmesi" gibi. Ama bu da yetmiyor, çünkü biliyorum ki neredeyse her zaman sesi bile kullanmıyoruz, "yazışıyoruz". İşte bu boyu iki metre küsürat, ağırlığı da yüz altmış kilogram civarındaki adeta "kapı" gibi bir bireyin bazılarımızın pek iyi bildiği frp oyunlarında benim pek kullanmadığım ama endamına hayran olduğum mızrak-balta melezi Halbred'i sapından kaldırmak suretiyle iletişimin köküne indirmesiyle açıklanabilir. Yetmez ise, köke dökebileceğiniz türlü güçlü asit veya baz sorunu çözecektir. Defalarca basit bir konuşma yanlış anlaşıldı, defalarca eksik anlaşıldı. Hatta karşımızdaki iletmek istediğimiz mesajı okudu mu, doğru anladı mı, cevap vermek istiyor mu onu da bilmiyoruz. Tabii ki bu yazı tam da bu ihtiyacı hissettiğim bir anda yazıldı. Ama hemen üzerime gelmeyin, bu durumda gerçekten başka çarem yoktu. Benden kaçıyor mu?, yanlış bir şey mi söyledim?, rahatsız mı ettim?, rahatsız ettiysem özür dilemeli miyim?, dilersem işe yarayacak mı ki?, aslında bu kadar düşünmemem mi lazım?, düşündükçe kendi kendimi dengesizleştiriyor muyum? Bu kadar soruyu sadece ben sormuyor olmalıyım ama bunlara rağmen hala kullanmaya devam ediyoruz.
Devam etmek bir tarafa, prim de yapıyor. Cep telefonu operatörleri insanları birbirlerine mesaj atmak için teşvik ediyor, fiyatları aşağıya çekiyor. Sürekli iletişmenizi, konuşmanızı, yalnız kalmamanızı istiyorlar. Yani iyiliğinizi istiyorlar. Mesajın aramaya göre çok çok daha küçük bir bant genişliği*zaman kullanması tamamen duygusal (öhhöhm), pardon rastlantısal. Önemli olan sizin yalnız kalmamanız. Çünkü yalnız kalırsanız, sorunlu olursunuz. Tek başınıza ne yapabilirsiniz ki? Siz başkalarına muhtaçsınız, onlar da size. O yüzden etrafınızda sürekli başka insanlar olmalı, onlara dertlerinizi anlatmalı, geçen gün vitrinde gördüğünüz elbiseyi, sokakta yürürken gördüğünüz kızı/çocuğu, otobüste bağıra çağıra vatanı kurtaran yaşlı amcayı, trafikte size yol vermemiş insanları, üzerinize su sıçratan araç şoförünü, kısaca aslında sadece anlamsız seslerden çok farkı olmayan şeyleri anlatmalısınız. Ama sonunda yine kendinizi yalnız hissedeceksiniz, hem de bir sürü insan içinde. Çözüm de mesajlaşmayı pek fazla barındırmıyor. En fazla teyit etme amacıyla kullanılabilir.
Aslında çoğu insanın iş harici konuşmalarının büyük bir kısmının konularının büyük bir kısmını az önce yukarıda kapsadığım için bir sıkıntı duyuyorum. Yüz yüze iletişimde bile bu kadar sorunlu olan insanlar acaba mesajlaşmayı bırakırlarsa bu sorunlarının üstesinden gelebilecekler mi? Bir iyileşme kaydedeceklerine yürekten inanıyorum. Dediğim gibi bu yazıyı yazıyorum çünkü birisinden cevap bekliyorum. Daha iyi bir seçeneğim olmadığı için buna razı oldum ve hoşnut değilim. Başka birisinden de aslında haber bekliyorum, başka birisinden de. Liste çok kolayca uzatılabilir. İlk birisini görme imkanımı da arttırmaya çalışıyorum, belki olası sorunları çözebiliriz diye.
Ama aslında ilk başta kendinizle iyi iletişim kurup ne istediğinizi, eksiklerinizi, ne vermeye hazır olduğunuzu bilmelisiniz. En yüksek öncelikli iletişim de o olmalı. Çünkü bütün yaşamınız boyunca sadece sizsiniz. Etrafınızdakilerin değişme imkanını gözardı etmeyin. Kendinizi öğrenin.
Ufuk Deniz Demirbilek
28 Mayıs 2008 Çarşamba
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
1 yorum:
akıllanmıyorum ki ben...
aferm u.d.d.
Yorum Gönder