Çok uzun zamandır yazmadığım gerçeğinin üzerinde hiç durmadan (ama durmuş da oldum gibi şimdi?) anlatmak istediğime girişiyorum.
Bilenler vardır, evim Bağdat Caddesi Divan Pastahanesi'nden yukarı doğru yürünerek gidilebilen bir mekan. Bugün çok müthiş güzellikte bir gün geçirmiş olmam nedeniyle, sahile inip koşmam gerekti. Yepisyeni koşu şortumu ve sentetik üst içliğimi giyerek inanılmaz abukluktaki koşu kıyafetimi giydim. Bu arada belirtmem lazım ki 2000'li yılları bitirmek üzereyiz, benim koşu şortum uzunluğundaki şortlar sanırım 90'lı yılların sonlarına doğru "out" (aslında moda endüstrisi erkekler için daha fazla kumaş kullanmaya karar verdi) oldu.
Önemli olan benim antrenmanımı bitirip (antrenman sırasında kaç kişinin yorumlarına maruz kaldım acaba?) evime gitmek için Bağdat Caddesi'ni geçerken ışıklarda bekleyen iki tane bayan lise öğrencisinin ilgilerine maruz kalmam.
İlk başta yaklaşan cisimi tanımak için bakan kızcağız, önündeki arkadaşına dönmüş olmasına rağmen üzerimdekilere inanamayarak tekrar bana baktı. Ben gayet rahat bir şekilde bu iki bayanın sağında yayalara yeşil ışığın yanmasını beklemeye başladım. Ki bu arada oralardaki başka insanların da dikkatini çekmiş olmalıyım. Küçük hanımların bakışları da görülmeye değerdi. Benim karşıya geçmemi beklediler ki aradaki mesafe açılsın ve benim hakkımdaki görüşlerini hemen birbirlerine aktarabilsinler. Ama yeteri kadar beklemediler, arkamdan gülüşmeler ve anlamsız sesleri duydum. Hiç hanımca değil. O yüzden de küçük hanım olamazlar, yukarıdaki küçük hanım lafımı geri alıyorum.
Öte yandan on veya yirmi sene öncesinin normal kabul edilebilecek bir kıyafetinin şu anda kesinlikle kabul edilemez olması inanılır gibi değil. Yani sonuçta çıplak da gezmiyorum, tamam Bağdat Caddesi'ne (veya bazılarına göre cadde) uygun bir kıyafet değil üzerimdeki ama antrenmandan sonra on dakikada yürüyebileceğim evime arabayla mı gitmem bekleniyor? Acaba o kızlar yanlarından geçen pantolonun üzerinde 9 tane cebi olan ağı baldırının yarısında (yani benim şortumun bittiği hizada) olan genç "dude" a da bana yaptıkları muameleyi yapıyorlar mı? Yapıyorlarsa ne ala, ama yapmıyorlarsa yazık. Başkalarının kendi değerleriyle oynamalarına izin veriyorlar.
Bu süre içerisinde de ben zaten bende olmayan Bağdat Caddesi kültürümü geliştirebilmiş oldum. Anladığım kadarıyla insanlara yaranabilmek için blazer giyiyor olmam gerek. Yazlık ceketlerimi de dolabıma alayım bari. (Aldım ve güzel kombinasyonlar oluşturdum, liseli gençler eğer caz kluplerine veya gittiğim barlara girebilirlerse akıllarını alacağım.) Öte yandan işim olmaz öyle kızlarla, zaten kendi sorunlarım mevcut (*Suratı ellerin içine gizleme*).
Ufuk Deniz Demirbilek
Bilenler vardır, evim Bağdat Caddesi Divan Pastahanesi'nden yukarı doğru yürünerek gidilebilen bir mekan. Bugün çok müthiş güzellikte bir gün geçirmiş olmam nedeniyle, sahile inip koşmam gerekti. Yepisyeni koşu şortumu ve sentetik üst içliğimi giyerek inanılmaz abukluktaki koşu kıyafetimi giydim. Bu arada belirtmem lazım ki 2000'li yılları bitirmek üzereyiz, benim koşu şortum uzunluğundaki şortlar sanırım 90'lı yılların sonlarına doğru "out" (aslında moda endüstrisi erkekler için daha fazla kumaş kullanmaya karar verdi) oldu.
Önemli olan benim antrenmanımı bitirip (antrenman sırasında kaç kişinin yorumlarına maruz kaldım acaba?) evime gitmek için Bağdat Caddesi'ni geçerken ışıklarda bekleyen iki tane bayan lise öğrencisinin ilgilerine maruz kalmam.
İlk başta yaklaşan cisimi tanımak için bakan kızcağız, önündeki arkadaşına dönmüş olmasına rağmen üzerimdekilere inanamayarak tekrar bana baktı. Ben gayet rahat bir şekilde bu iki bayanın sağında yayalara yeşil ışığın yanmasını beklemeye başladım. Ki bu arada oralardaki başka insanların da dikkatini çekmiş olmalıyım. Küçük hanımların bakışları da görülmeye değerdi. Benim karşıya geçmemi beklediler ki aradaki mesafe açılsın ve benim hakkımdaki görüşlerini hemen birbirlerine aktarabilsinler. Ama yeteri kadar beklemediler, arkamdan gülüşmeler ve anlamsız sesleri duydum. Hiç hanımca değil. O yüzden de küçük hanım olamazlar, yukarıdaki küçük hanım lafımı geri alıyorum.
Öte yandan on veya yirmi sene öncesinin normal kabul edilebilecek bir kıyafetinin şu anda kesinlikle kabul edilemez olması inanılır gibi değil. Yani sonuçta çıplak da gezmiyorum, tamam Bağdat Caddesi'ne (veya bazılarına göre cadde) uygun bir kıyafet değil üzerimdeki ama antrenmandan sonra on dakikada yürüyebileceğim evime arabayla mı gitmem bekleniyor? Acaba o kızlar yanlarından geçen pantolonun üzerinde 9 tane cebi olan ağı baldırının yarısında (yani benim şortumun bittiği hizada) olan genç "dude" a da bana yaptıkları muameleyi yapıyorlar mı? Yapıyorlarsa ne ala, ama yapmıyorlarsa yazık. Başkalarının kendi değerleriyle oynamalarına izin veriyorlar.
Bu süre içerisinde de ben zaten bende olmayan Bağdat Caddesi kültürümü geliştirebilmiş oldum. Anladığım kadarıyla insanlara yaranabilmek için blazer giyiyor olmam gerek. Yazlık ceketlerimi de dolabıma alayım bari. (Aldım ve güzel kombinasyonlar oluşturdum, liseli gençler eğer caz kluplerine veya gittiğim barlara girebilirlerse akıllarını alacağım.) Öte yandan işim olmaz öyle kızlarla, zaten kendi sorunlarım mevcut (*Suratı ellerin içine gizleme*).
Ufuk Deniz Demirbilek
0 yorum:
Yorum Gönder