
Tepside en üst sağ köşedeki fırına verilmeyi bekleyen şekil, benim bu gezegen üzerinde yirmi yıl yaşamış ve bu süre içersinde öğrenebileceğim en önemli şeyi yani istediğim zaman yapamayacağım şey olmadığını öğrenmiş olmamı kutlamam için kendime hediyem. Hala öğrenme sürecinde olduğum çok şey var, öte yandan uzunca bir süredir uğraştığım bir konudaki son gelişme yaşanalı da neredeyse dört hafta oldu. Sevgililer gününün anlamsızlığına rağmen benim o gün yaptığım şey, sonucu ne olursa olsun her aklıma geldiğinde tenimi kızartacak, yüzüme engellenemez bir gülümseme koyacak, dudaklarımı birbirlerinden belli belirsiz ayırarak dişlerimi göstermeme, gözlerimi kapatmama, yanaklarımı alnıma doğru çekmeme, kıl kaslarımın sıkılmasına ve kalbimin daha fazla kanı gospelci vokaller gibi yerinden oynatmasına neden olacak.
Artık kendimi genç, çocuk olarak da görmüyorum. Artık bir "genç adam" veya "küçük bey" 'im. Bunun bedenimin ne kadar süredir çalışıyor olmasıyla da alakası yok. Tıpkı yeni bir giysi almaya gittiğimde, kumların üzerinden kalktığımda, evden şortum ve üst içliğim gibi abuk bir kıyafetle çıktığımda kendimden emin olduğum gibi, artık hayatımda ne tür insanlara zaman ayırmak istediğimi de biliyorum, romantik olsun veya olmasın ilişkilerimden ne beklediğimi ve ne vermeye hazır olduğumu biliyorum. Yıllarca alçakgönüllülüğün yaptığım "doğru" olan şeyleri gizlemek olduğunu sandım. Ama kendim için neredeyse her gün aynı şeyi düşünüyordum.
"Ufuk Deniz Demirbilek, sen iyi bir insansın."
Tanıştığım yetişkilerin aileme yetiştirme tarzımla ilgili iltifatlar etmesi hoşuma gitmiyor değildi, çünkü sonuçta ben ailemin bir projesi değildim aynı zamanda bir bireydim. Kendi gelişimimin önemli bir kısmı da bana aitti. Bu parçayı kabullenmedim, ailemin almasına göz yumdum. Bu yanlıştı. Takdir tarafından onur duymuş ailem de anın şaşkınlığı içersinde takdirin bana ait olan kısmının benim olduğunu hatırlatmayı unuttu.
Kendi ayakları üstünde durmanın anlamını da artık daha iyi bildiğimi düşünüyorum, bu kadar süre yalnız kaldıktan ve ilkel bir ortamda temel ihtiyaçlarımı karşılabiliyor olduğumu gördükten ve düşünmeye bolca zaman ayırdıktan sonra sokakta nasıl yürümem, durmam, konuşmam, bakmam gerektiğini öğrendim.
Bugün 12 Mart 2008 tam yirmi yıl önce doğdum. Olgunlaştım. Hala bir bebek gibi etrafımı tanımaya çalışıyorum, tek farkım tad duyusunu öncelik sırasında daha aşağılara indirmiş olmam.
Ben Ufuk Deniz Demirbilek, kendi değerlerine sahip, hayattaki amaçları ve kullanacağı metodları yeterince belli olan ve öğrenme sürecini hayatının güneşi yapmış bir genç adamım. Bu yirmi dört saat içerisinde o kurabiyeyi afiyetle yiyeceğim. Bir de pipo içip, on sekiz yıllık Glenfiddich'imden bir kadeh içeceğim. Dexter Gordon dinleyeceğim.
Yaptığım şeyden utanmayacağım.
Ufuk Deniz Demirbilek
Not: Aslında biliyorum demem bunların değişmeyeceğini ima ediyorum gibi anlaşılmasın, kesinlikle öyle bir iddiam yok. Biliyorum kelimesi yukarıda tam anlamıyla "neredeyse etrafımdaki insanların hiçbirinin olamadığı kesinlikte bir şey hakkında bilgi sahibi olmak" olarak kullanıldı.
0 yorum:
Yorum Gönder